Recep Kaymakcan
M.Ü. İlahiyat Fak.
İSKİLİP’İN SESİ-YIL:1 SAYI:4 01.10.1987
Büyük âlim Ebussuud, kanunları düzenlerken hem şeriat devleti düşüncesini esas tutmuş, hem de örfî kanunlara büyük önem vererek tebânın düzenini korumuştur. İdarenin de kanunların dışına çıkmamasını temin etmiştir. Yani bugünkü tabirle “Hukuk Devleti” ilkesine riayet edilmesini sağlamıştır.
Ebussuud Efendi’nin önemli yanlarından biri de; Osmanlı toplumunun temel unsuru olan Türk örf ve adetlerini iyi bilmesidir. Kanun yaparken Türk örf ve adetlerini koruyarak içtimâi düzenin bozulmamasını sağlamıştır.
Zaman zaman bu yönü tenkit edilmişse de, kendi ifadesiyle: “Fitne ve fesadı yok etmek dururken, kendini bilmez iki mollanın lafına kulak verilmez” demiştir. Böylelikle toplum İslâm’ı yaşarken, tabi fıtratı üzere hareket serbestiyeti sıhhatli bir düzenin kurulmasına vesile olmuştur. İnsanlar bu düzen içinde rahatlıkla yaşamışlardır. Bu Osmanlı Devleti’nin Avrupa fütûhatında, Hıristiyanların kitleler halinde İslâm’ı seçmelerinin sebeplerinden biri olmalı.
Kendisi aynı zamanda sûfi bir babanın oğlu olan Ebussuud Efendi, İslâm’ın ruhuna uygun olan tasavvufu takdir etmiş ancak İslâm’ın ruhuna uygun hareket etmeyen mutasavvıflarla da mücadele etmiş ve onları cezalandırmıştır.
Ebussuud Efendi mümkün olduğu kadar devlet idaresinde tasavvuftan ziyade şeriatı birinci planda tutmuş ve bu tip şahısların önemli kademelere gelmemeleri için gayret göstermiştir. Kendisi aynı zamanda sûfi bir babanın oğlu olan Ebussuud Efendi, İslâm’ın ruhuna uygun olan tasavvufu takdir etmiş ancak İslâm’ın ruhuna uygun hareket etmeyen mutasavvıflarla da mücadele etmiş ve onları cezalandırmıştır. Mesela tasavvufta ilerleyen bir şahıs için her türlü haram ve helalin kalkacağını söyleyen Oğlan Şeyh‘in ve Melami Şeyhi Hamza Bali‘nin idam fetvasında imzası vardır. Ebussuud Efendi, şekil olarak ya soru/cevap şeklindeki fetva formunda, ya da arzname veya eski yeni kaidelerden oluşan genel kapsamlı kanunname şeklinde düzenlemeler yapmıştır.