Töreler, hem gelenek görenekle ilgili, hem de örf ve adetlerle ilgili. Kültür, Kanunlar, hukuk, ahlak ve karekterle ilgili. Atasözlerimizde törelere rastlanabiliyor. Bu sözlerin anlamları aşağıdadır. Farkı sizinde katkılarınızla hepbirlikte bulalım.
3 Yorum »
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.
GELENEK:
gelenek, -ği
is. top. b. Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon: “Şair yeni bir dil yaratabilir ama bunun için gereken gücü gelenekten alır.” -N. Ataç.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
gelenek İng. tradition Osm. anane Alm. Tradition, Überlieferung Fr. tradition
Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
gelenek İng. tradition Alm. Überlieferung, Tradition Fr. tradition
Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
Gelenek İng. Tradition Osm. Anane Fr. Tradition
BSTS / Türe Terimleri
——————————————————————————–
gelenek İng. tradition Osm. anane Fr. tradition
Bir toplumda, bir toplulukta, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen tinsel ekin öğelerinin her biri.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
gelenek
an’ane.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
gelenek İng. tradition
Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.
BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
gelenek
Gelir
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
gelenek
Gelenek, âdet
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
Gelenek
Şanlıurfa ili, Ovacık bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=130288
GÖRENEK:
görenek, -ği
is. top. b. Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet, alışkı: “Muhitin ve göreneğin şımarttığı bu kız beni de tahrik ederse ne yapacaktım?” -A. Gündüz.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
görenek İng. custom Osm.âdet Alm. Sitte Fr. coûtume
Bir toplumda halkın; yasaların ve yönetici kurumların etkisi altında kalmadan toplumsal, ekonomik, kültürel ve güncel sorunlarını, dinsel ve geleneksel anlayışlarına aykırı düşmeyecek bir biçimde çözümlemek amacıyla oluşturduğu ve kesinkes uyulması zorunluluğu bulunan kurallardan her biri. bk. halkbilimsel görenek, sözlü görenek, kişisel görenek, göreneksel yasa, egemen görenek, krş. gelenek, boşinanç.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek İng. usage Alm. Brauch, Gewohnheit Fr.usage, routine
Bir şeyi görülegeldiği gibi yapma alışkanlığı.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek İng. routine Fr. routine
1- Başka türlüsünü, daha kolay ya da yararlı olanı düşünmeksizin bir şeyi görülegeldiği gibi yapma alışkanlığı. 2-Birkaç kuşak süren, kimisi giderek gelenekler arasında yer alan, karşı çıkıldığında direnme gücü zayıf toplumsal davranış örneği.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek İng. usage Osm. âdet Fr. usage
Uyulması için herhangi bir yaptırımı bulunmayan ya da yaptırımı çok yumuşak olan davranış örneği.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
görenek
örf ve âdet. ~ töresi: örf ve âdet hukuku.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek
1. Örnek: Görenekleri bu şekilde. 2. Gelenek, her çeşit alışkı. 3. Görgü: Görenek olmayınca babasının yanında cigara da içer. 4. Birisinden gördüğü şeyi aynen yapmak isteyen (kimse). 5. Terbiye.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek
Geçici yenilik, moda.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek
Davranışları başkalarına benzemeyen, acayip (kimse).
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek
Gösterişli, yakışıklı, göz alıcı (kimse)
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görenek
Gelenek görenek
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=139487
ÖRF:
örf Ar. ¤urf
is. Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek: “Yaşandığı asrın örf ve âdetlerini belirtmek bakımından kıymetli bulmuyor değilim.” -R. H. Karay.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
örf
Korku verici tavır
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=249172
ADET:
adet, -di Ar. ¤aded
is. mat. 1. Sayı: “İşe giren kadınların adedi günden güne çoğalıyor.” -N. Hikmet. 2. Tane: “Kumardan aldığı ilk parayla siyah satenden arkası kemerli iki adet iç yelek yaptırdı.” -L. Tekin.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
âdet Ar. ¤¥det
is. (a:det) 1. top. b. Görenek: “Bayram tebriği bir güzel âdettir.” -B. Felek. 2. Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. 3. Aybaşı.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
âdet
bk. alışkı.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
âdet
görenek.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
adet
Âdet, töre, alışkanlık
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=3265
TÖRE:
töre
is. 1. Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet: “Töre anlayışları bu bilinçlilikleriyle pekişmiştir.” -N. Cumalı. 2. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
töre İng. morals Osm. örf Alm. Sitte Fr. moeurs
Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
töre İng. morals Osm. örf Alm. Sitte Fr. moeurs
Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
töre İng. custom Osm.örf, âdet Fr. coutume, usage
Bir toplumda yürürlükte olan ve insanların tutumlarına yön veren görenek, inanç ve alışkıların tümü.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
töre İng. good morals Osm. âdap Alm. Sittlichkeit Fr. pudeur publique
Toplumun, iyi ya da kötü saydığı yolların, aldığı durumların, ve yordamların tümü.
BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri
İng. mores Osm. örf ve âdet Fr.moeurs
Toplumun gönencine uygun düştüğüne ortaklaşa olarak inanılan gelenek, göreneklerle aktöre kurallarının tümü.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
töre
hukuk.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
töre İng. customs Osm. örf Lat.mos-mores Alm. Sitte Fr. moeurs
1- Bir toplulukça benimsenmiş, yerleşmiş eyleme ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların tümü. 2- (Dar anlamda) Bir toplumdaki ahlaksal davranış biçimleri.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
Eğitim, görgü.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
Geline verilen armağan.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
Mahkeme.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
Şaşma bildirir ünlem.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
< ET töre: töre; âdet; ahlak; usul. || yol töre: adabımuaşeret
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
Âdet, gelenek
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
bk. türe.
Tarama Sözlüğü
——————————————————————————–
töre
evin en önemli yeri, sediri
Divanü Lügati’t-Türk
——————————————————————————–
töre
evin veya odanın en iyi, en önemli yeri, sediri
Divanü Lügati’t-Türk
——————————————————————————–
Töre Köken: T.
Cinsiyet: Kız
1. Eğitim, görgü, gelenek. 2. Soyluluk, asalet. 3. Eksiksiz, mükemmel. 4. Geline verilen armağan.
Cinsiyet: Erkek
1. Eğitim, görgü, gelenek. 2. Soyluluk, asalet. 3. Eksiksiz, mükemmel. 4. Geline verilen armağan.
Kişi Adları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=315093
TÜRE:
türe
is. Adalet.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
Türe Osm. Hukuk Fr. Droit (objektif)
BSTS / Türe Terimleri
——————————————————————————–
türe
Görenek, gelenek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
türe
Gergin, sinirli olma durumu: Bu türeyi kime yapıyorsun?
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
türe
Subay, komutan.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
türe
Töre, gelenek, görenek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
türe
Töre
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
türe, (töre)
Âdet, usûl, kaide, örf, görenek, kanun, âyîn.
Tarama Sözlüğü
——————————————————————————–
Türe Köken: T.
Cinsiyet: Erkek
1. Görenek, gelenek, töre. 2. Subay, komutan. 3. Hak ve hukuka uygunluk, adalet.
Kişi Adları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=318888
ATASÖZÜ:
atasözü
is. (ata’sözü) Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, darbımesel: “Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir.” -N. Hikmet.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
atasözü İng. proverb Osm.darb-ı mesel, mesel Alm. Sprichwort Fr. proverbe
Halkın, doğal ve toplumsal olaylarla ilgili kanıtlarını belirleyen özlü, kısa, geleneksel halk anlatımı. (Bu anlatım genellikle uyaklı, benzer, karşıt anlamlı, eş sesli sözcüklerle sözcük oyunlarından oluşmaktadır.)
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
atasözü
bk. atalar sözü.
BSTS / Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
atasözü İng. maxim Osm. durub-u emsal-i Osmaniyye Alm. Sprichwort Fr. proverbe
Eski kuşakların denemelerinden kalma yol gösterici, akıl verici yargı ve öğüt : Ak akçe kara gün içindir; Gülme komşuna gelir başına; Damlaya damlaya göl olur vb.
BSTS / Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
atasözü
bkz. atalarsözü
BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
atasözü İng. maxim, proverb Osm.darb-ı mesel Alm. Sprichwort Fr. proverbe
Anonim özellik taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüzyıllar boyunca geçirdiği gözlem ve denemelerden, ortak düşünce, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki kısa, özlü, kalıplaşmış söz: Âlet işler, el övünür. Ak akça kara gün içindir. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını. Ağlamayan çocuğa meme vermezler. Keskin sirke küpüne zarar. Çobansız koyunu kurt kapar. Taşıma su ile değirmen dönmez. Güvenme varlığa düşersin darlığa. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ vb.
BSTS / Gramer Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
atasözü
Azerbaycan Türkçesi: atalar sözü; Türkmen Türkçesi: atalar sözi ~ nakil; Gagauz Türkçesi: söleyiş; Özbek Türkçesi: maqόl; Uygur Türkçesi: maqal; Tatar Türkçesi: mäqal’ ~ babalar süze; Başkurt Türkçesi: mäqäl; Kmk: atalarsözü ~ ata sözü; Krç.-Malk.: nart söz ~ ata-babalanı sözleri; Nogay Türkçesi: ata söz ~takpak; Kazak Türkçesi: makal; Kırgız Türkçesi: makal; Alt:: kep sös; Hakas Türkçesi: söspek ~ adalarsözî; Tuva Türkçesi: üleger tomak; Şor Türkçesi: çajılgı sös; Rusça: poslovitsa
BSTS / Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu
KARAKTER:
karakter Fr. caractère
is. 1. Ayırt edici nitelik. 2. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye: “Yıldız’ın iyi bir eğitimi, kuvvetli bir karakteri var.” -A. Gündüz. 3. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi: “Pek uysal, tatlı, neşeli karakterine rağmen dostum kavgacıdır.” -R. H. Karay. 4. Basımda harf türü. 5. ed. Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse. 6. fel. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
karakter İng. character Osm. seciye
Töreler ve törel değerlerle ilgili olarak, kişinin güçlüklere karşın göreli olarak düzenli ve sürekli tepki yapmasını sağlayan özelliklerden oluşan dizgeleşmiş bütünlük.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character Osm. seciye, hasisa Fr. caractère
1- Belli ahlâk ölçülerine göre değerlendirilen kişilik. 2- Bir organizmanın belirgin yönü ya da yönleri. 3- Bir şeyi benzerlerinden ayıran temel özellik.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character Osm. vasıf Lat.character Alm.Charakter Fr. caractère
(Lât. character = işaret koyma aleti) Bir variyete ya da türün bireylerinin sahip olduğu biçim, renk, büyüklük, yapı özellikleri olup genlerin etkisi ile meydana çıkarak bir dölden bir döle taşınırlar.
BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character Osm. seciye, hasisa Alm. Charakter Fr. caractère kharakter
(Yun. kharakter = oyulmuş, çizilmiş, kalıpla basılmış < kharassein = yarmak, oymak, çizmek) : 1- (Genel anlamda) Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti; bireyin davranış biçimlerinin bütününü belirleyen ana özellik. 2- (Ahlâk felsefesinde) Kişinin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve eylemlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter Osm. vasıf, seciye Lat.caractère
(zooloji)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu
——————————————————————————–
karakter Fr. caractère
Yazın yapıtılarında, bir kişiyi benzerlerinden ayıran temel özelliklerin tümü.
BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character
Özellik, nitelik, herhangi bir organizmanın, eşyanın yapısını belirleyen özellikler.
BSTS / İç Hastalıkları Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character Alm. Charakter Fr. caractère
Kişileştirme işleminde derinlemesine ele alınan oyun kişisi; kendine özgü nitelikler içinde ruhsal gelişimi olan oyun kişisi. Karakterin dış görünüşleri ötesinde anlamı sağlayan iç yaşamı vardır. Örnek : Hamlet, Galile, Tartuffe, Othello, Treplev vb.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character Osm. vasıf Lat.character: işaret koyma aleti Alm. Charakter Fr. caractère
Bir türün bireylerinin sahip olduğu biçim, renk, büyüklük, yapı özellikleri. Genlerin etkisi ile meydana çıkarak dölden döle taşınırlar.
BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter İng. character, trait
Canlının morfolojik ve fizyolojik özelliklerinden her biri.
BSTS / Zootekni Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter
bk. damga
BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu
——————————————————————————–
karakter İng. character Alm. Charakter Fr. caractère Az. xasse
(…)
BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
karakter Fr.caractère
1. Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik, öz yapı, seciye: § “Muayyen fertlerde can ile ruhun birleşme ve ahenginden nasıl bir karakter husule geldiğini aramakla mükelleftir” -Ziya Gökalp, Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri, 42. § “En umumi karakteri ve en geniş tarifiyle klasik…” -Peyami Safa, Sanat-Edebiyat-Tenkit, 150. § “Bu çocuğun karakteri bu süfliyete doğarken düşmedi ya?” -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bir Sürgün, 173. § “Avrupalının şarklı karaktere en yakın milletini tanırsınız.” -Necip Fazıl Kısakürek, Hikâyelerim, 68. § “Nahif ve titrek vücudunun umumi karakterleriyle ince sesi arasındaki tabii ahenk…” -Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı, 47. § “O kıyafetle ve karakterle şehre, sokağa, insanların arasına fırlasın.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 40. 2. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi: § “Karakter buna denir işte!” -Adalet Ağaoğlu, Toplu Oyunlar-Çok Uzak Fazla Yakın, 514. § “Karakterlerine göre, artık ikisi için de dönüş yolları kapanmış bulunuyordu.” -Reşat Nuri Güntekin, Eski Hastalık, 122. § “Yere basan topuktan sonra, sıra ayak parmaklarına gelirken, Selmin’in gizleyicilik, inat ve hesaplı davranış gibi karakter vasıfları, o kısacık anın yumuşak sesleri ile çıtırtıları arasında beliriyor.” -Peyami Safa, Yalnızız, 154. § “Böylece bu hâl tercümesini bir kahramanın kaygılı fakat inanlı, yerici fakat yapıcı karakterinin tasviri hâlinde canlandırıyordu.” -Ruşen Eşref Ünaydın, Röportajlar II, 81. § “Baba-kızın birbirine benzeyen karakter ve ilgi alanlarından ötürü çok iyi anlaşıyor olmasını doğru değerlendiremeyecek kadar gönül gözü körleşen Meryem, babalarla-kızlar ve annelerle-oğullar arasındaki o şefkat dozu yoğun özel bağı kavramamakta ısrarlıydı.” -Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu), 30. § “Aynı karakter, aynı ideal sahipleriyiz.” -Ahmet Rasim, Muharrir Bu Ya, 4. § “Karakteri ve bileği sağlam cahil ve sert, kişiliği ağır-Attila İlhan, Batının Deli Gömleği, 146. § “Yalnız yazdıklarıyla değil, yaptığı mücadele ile de Fikret, edebiyat ve düşünce tarihimizde büyük bir ahlak ve karakter davası yarattı.” -Nurullah Ataç, Dergilerde Deneme, 112. 3. Üstün, manevi özellik. 4. Basımda harf türü: § “Onu yabancı filmlerde oynayan bir karakter artistine benzetiyordum.” -Yavuz Bülent Bakiler, Üsküp’ten Kosova’ya, 5. 5. Bireyin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü. 6. Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse: § “Onun hiçbir hikâyesinde, muayyen vaka, tahlil, tip, karakter aramayın.” -Peyami Safa, Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar, 38. § “Hayattan dilimler, itiraflar, tarihî romanlar, halk romanları, töre ve karakter romanları vs.” -Cemil Meriç, Kırk Ambar, 270.
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=182466
DAVRANIŞ:
davranış
is. 1. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket: “Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet!” -N. Cumalı. 2. fel. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. 3. ruh b. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
davranış İng. behavior Osm. tavr-ı hareket
Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
davranış İng. conduct Fr. conduite
1- Kişinin özellikle ahlâk bakımından gösterdiği davranım. 2- Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
davranış İng. behaviour Fr. comportement
Bir toplumda ya da toplumsal kümede genellikle alışkanlık durumuna gelen ve saymaca olan, görece tekbiçimli bir eylem türü.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
davranış İng. behaviour Osm. tavr u hareket
Tutum, dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim.
BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
davranış İng. behaviour Alm. Verhalten Fr. comportement
Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=84829
AHLAK:
ahlak Ar. a¬l¥®
ç. is. (ahla:kı, l ince okunur) 1. Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre: “Ahlak düzelmeden hiçbir şey düzelmez.” -Ç. Altan. 2. Huylar: “Bu şoförler hepinizin ahlakını bozdu.” -M. Ş. Esendal.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
ahlâk İng. morale Fr. morale
1-Toplu olarak yaşayan bireylerin uymak zorunda bulundukları eylem ve davranış kurallarına verilen ad. 2. Bir kimsenin içinde yaşadığı toplumsal çevrenin törelerine uyma yetisi.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
ahlâk
sağtöre.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
ahlâk İng. morals Osm. ahlâk Alm. Moral Fr. morale
1- a. Belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamı. b. Çeşitli toplumlarda ve çağlarda kapsamı ve içeriği değişen ahlaksal değerler alanı. 2- Bir kişi ya da bir insan öbeğince benimsenen eyleme kurallarının toplamı. 3- Ahlâksal olan şeylerle bağlantısı olan bir görüşler dizgesi (tek kişinin, bir ulusun, bir toplumun, bir çağın). 4- Felsefenin bir dalı olarak: a. Ahlâk üzerine kavramsal öğretiler. b. İnsanların kişisel ve toplumsal yaşamdaki ahlâksal eylemlerine ilişkin sorunları inceleyen felsefe öğretileri.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
ahlak
(Ar. ) 1. Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen veya belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü. 2. Bir kimsenin iyi niteliklerini veya kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, huy.
BSTS / Veteriner Hekimlik Tarihi ve Deontoloji Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
ahlak
Bir çeşit armut.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
ahlak
(< Ar. ahlâk) ahlak, yaradılış, huy
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=6638
HUY:
huy Far. ¬°y
is. 1. İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü, mizaç, tabiat: “Can çıktıktan sonra da huy, adamı kolay kolay terk etmiyor.” -R. N. Güntekin. 2. Alışkanlık: “Bu günden sonra geceleri dolaşma huyu edindim.” -R. Mağden.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
huy İng. temperament Osm. mizaç
Duygu durumlarındaki değişimleri algılayabilirle duyarlığı. (Geniş biçimde metabolik süreçlere dayanır.)
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
huy İng. temperament Fr. tempérament
İçgüdü durumuna dönüşen alışkı, bk. yaradılış.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
huy İng. temperament Osm. mizaç Fr. tempérament
Kişinin dirimbilimsel özellikleri ve toplumsal-ekinsel çevre koşulları içinde oluşan, ruhsal etkinliklerini belirleyen, ırasının coşkusal yanlarının ve genel olarak bireysel özelliklerinin toplamı.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
huy İng. temperament
Mizaç.
BSTS / İç Hastalıkları Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
huy
Bostan çardağı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
huy
Çocuk.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
huy
Top oyununda topu arkadaşlarına verme, pas.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
huy
Kulübe; bostan kulübesi
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=158897
ALIŞKANLIK:
alışkanlık, -ğı
is. 1. Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, itiyat, huy, ünsiyet: “Yılların verdiği alışkanlıkla, kendimden emin konuşuyorum.” -A. Ümit. 2. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet. 3. fel. ve ruh b. İç ve dış etkilerle davranışların tekrarlanması, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
alışkanlık Fr. Accoutumence
BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
——————————————————————————–
alışkanlık İng. habit Osm. itiyat
Düzenli ve sürekli olarak kendini gösteren, öğrenilerek edinilmiş yalın davranışlar.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
alışkanlık İng. habit Osm. itiyat Fr. habitude
1. Bir edim ya da etki karşısında canlı bir varlığın kazanmış olduğu değişmez tutum. 2. Bir şeyin sık sık yinelenmesi sonunda oluşan huy ve alışkı.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
alışkanlık İng. habit Osm. itiyat Lat.habitus Alm.Gewohnheit Fr. habitude heksis
İç ve dış etkilerle eylem ve davranışların yinelenmesi, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, koşullanmış davranış ya da tepki biçimleri. Alışkanlıkların toplamı, insanın bir tür “ikinci doğası”nı oluşturur. Alışkanlık, bir yalınlaştırma olduğu, özel bir dikkat çabasını gereksiz kıldığı için düşünsel yükü azaltır; ancak düşünce ve davranışlarda bir katılaşma yarattığından bunların gelişimini engelleyici etkisi de vardır.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
alışkanlık İng. habituation
Bir ilacın tekrarlanarak kullanılması sonucunda oluşan psişik bağımlılık durumu.
BSTS / Farmakoloji ve Toksikoloji Terimleri Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=12020
GÖRGÜ:
görgü
is. 1. Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye: “İçinde yaşadığımız aynı çevre, aynı görgü, beni tamamıyla onlara benzetmiyor.” -O. C. Kaygılı. 2. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim. 3. Görmüş olma durumu: Görgü tanığı.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
görgü Fr. Expérience
BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
——————————————————————————–
görgü
Ayna.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görgü
Göz tokluğu: Görgülüdür hayra verilen paraya acımaz.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görgü
Dert, felâket: Ne görgülü başım varmış.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görgü
Taklit eden (kimse).
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görgü
Alışkı, âdet.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
görgü
Alevi töresince toplantı, ibadet, edep, görgü cemi
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
Görgü Köken: T.
Cinsiyet: Erkek
1. Bir toplum içinde uyulması gerekli saygı ve incelik kuralları. 2. Bir kimsenin anlayış, seziş ve bilgisini artıracak nitelikte etki yapan deneysel bilgi. 3. Göz tokluğu.
Kişi Adları Sözlüğü
——————————————————————————–
Görgü
Malatya ili, Yeşilyurt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
——————————————————————————–
Görgü
Muş ili, Varto ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=139582
TÜZE:
tüze
is. Hukuk.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
tüze İng. laws Osm. hukuk Alm. Recht Fr. droit
Gerektiğinde yetkili kişilerce zor kullanılarak yürütülen toplumsal ilişkiler, bk. halk tüzesi.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
tüze İng. justice Osm. adalet Alm. Gerechtigkeit Fr. justice
Yaygın ve geniş anlamı ile herkesin yasalarla tanınmış olan türesini yerine getirme, verme, başkalarının türesine uyma, saygı gösterme.
BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri
——————————————————————————–
tüzetüze
İng. law Osm.hukuk Fr. droit
Siyasal örgütü bulunan toplumlarda herhangi bir zamanda siyasal erkin uyulmasını yaptırıma bağladığı, çoğunlukla yazılı buyruklar ve yasaklamalar, biçimindeki davranış kurallarının tümü.
BSTS / Toplumbilim Terimleri
——————————————————————————–
tüze
adâlet.~ Bakanlığı: Adliyye Vekâleti.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
tüze İng. justice Osm. adalet Lat.Justitia Alm. Gerechtigkeit Fr. justice dikaiosyne
Doğrunun, hakkın korunması; doğru olmanın özbelirtisi. 1- Platon ve Aristoteles’ten beri, herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme demek olan bir anaerdem. 2- (Daha dar, biçimsel anlamda) Doğru olarak kabul edilmiş olanda uzlaşma. Herkesin hakkının yasalarla tanınmış olması. 3- (En dar anlamda) Yargıcın niteliği olarak, yürürlükte olan hukuk yasalarının kesin bir uygulanması. Ancak bu uygulama, insan yaşamındaki durumların ve ilişkilerin sonsuz çeşitlililiği ve karmaşıklığı içinde, çok kesin ve en yüksek tüze olarak görülmek istenirse, en büyük bir tüzesizliği de dönüşebilir; bu yüzden ölçülü bir sağduyuyla tamamlanmak zorundadır.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
Tüze Köken: T.
Cinsiyet: Erkek
Adalet, hukuk.
Cinsiyet: Kız
Adalet, hukuk.
Kişi Adları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=319500
HUKUK:
hukuk Ar. §u®°®
ç. is. (huku:ku) 1. Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze: “Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez.” -P. Safa. 2. Bu yasaları konu alan bilim: “Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 3. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü: Hukuk davası. Hukuk mahkemesi. 4. Haklar: Hukukumdan vazgeçmem. 5. mec. Ahbaplık, dostluk.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
hukuk
1) haklar. 2) töre. ~ -ı âmme: bk. âmme hukuku. ~ -ı husûsiyye: bk. husûsî hukuk.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=158560
KANUN:
kanun Ar. ®¥n°n
(I) is. (ka:nu:nu) huk. 1. Yasa. 2. Geçerli olan kural: “Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır.” -A. Ş. Hisar.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
kanun Ar. ®¥n°n
(II) is. (ka:nu:nu) müz. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı: Kanunun ilk kez Farabi tarafından yapıldığı söylenir.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
kânun Ar. k¥n°n
is. (kâ:nu:nu) esk. Eski takvimde yer alan kânunusani, kânunuevvel ay adlarında geçen “ateş ocağı” anlamındaki söz: “Eski tabirle kânunları yani aralık ve ocak aylarını sevmem.” -B. Felek.
Güncel Türkçe Sözlük
——————————————————————————–
kanun İng. law Alm.Gesetz Fr. loi
Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; Newton kanunu, Kepler kanunları.
BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
kanun
Askerlerin sıkı düzenini korumakla görevli olan er.
BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
kanûn
yasa. ~ -ı Medenî: bk. Medenî Kanun. ~ un lâfzı: yasanın söylemi, sözü. ~ un ruhu (gayesi, maksadı): yasanın ereği, amacı, özü.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
——————————————————————————–
kanun Fr. loi
(fizik)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu
——————————————————————————–
kânun
(< Ar. kânûn) kanun, müzik âleti
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
——————————————————————————–
Kanun Köken: Ar.
Söyleyiş: (ka:nun) Cinsiyet: Erkek
1. Yasa. 2. Geçerli olan kural.
Kişi Adları Sözlüğü
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=180279
Yorum tarafından okuz — 08/01/2009 @ 14:49 |
Örflerimiz (Güzel bir özet tanım):
http://www.guzelkelebek.com/forum/turk-tarihi-mitolojisi/8764-orflerimiz-adetlerimiz-orf-adatlerimiz-hakkinda.html
Adetlerimiz:
http://www.guzelkelebek.com/forum/turk-tarihi-mitolojisi/8764-orflerimiz-adetlerimiz-orf-adatlerimiz-hakkinda.html
Yorum tarafından aybars — 09/01/2009 @ 10:27 |
ATASÖZLERİNDE TÖRE
…
Atasözlerini tasnif edenler, ya sadece konuyu esas almışlar ya da konu ile fonksiyonları birbirinden ayırt etme ihtiyacı duymamışlardır. Mesela Ömer Asım Aksoy, atasözlerini “kavram özellikleri” bakımından yedi grupta değerlendirmiştir: “1. Sosyal olayların nasıl olageldiklerini -uzun bir gözlem ve deneme sonucu olarak- yansızca bildiren atasözleri vardır. 2) Doğa olaylarının nasıl olageldiklerini -uzun bir gözlem sonucu olarak- belirten atasözleri vardır. 3) Toplumsal olayların nasıl olageldiklerini uzun bir gözlem ve deneme sonucu olarak bildirirken bundan ders almamızı (açıkça söylemeyip dolayısıyla) hatırlatan atasözleri vardır. 4) Denemelere ya da mantığa dayanarak doğrudan doğruya ahlâk dersi ve öğüt veren atasözleri vardır. 5) Birtakım gerçekler, felsefeler, bilgece düşünceler bildirerek (dolayısıyla) yol gösteren atasözleri vardır. 6) Töre ve gelenek bildiren atasözleri vardır. 7) Kimi inanışları bildiren atasözleri vardır.”[12]. Aksoy’un bu tasnifinde konu ile fonksiyonun birlikte ele alındığı görülmektedir. Pertev Naili Boratav ise atasözlerini tasnif ederken farklı bir yol izlenmiştir: “1) Asıl Atasözleri, a) Bir yargıyı, ya da bir gözlemi kapsayan atasözleri, b) Fıkra edası taşıyan atasözleri, 2) Atalarsözü değerinde deyimler”[13]. Boratav’ın bu tasnifinde ise ifade tarzının ağırlık kazandığı görülmektedir.
Bazı araştırmacılar da atasözlerini ele aldıkları konu itibariyle tasnif etmişler, hatta eserlerine aldıkları atasözlerini bu tasniflere bağlı kalarak sıralamışlardır. Hilmi Soykut’un ve Selim Kurnaz’ın çalışmaları tamamıyla bu şekildedir ve oldukça ayrıntıya inilmiştir[14]. Aydın Oy ise belirli bir tasnif yapmamış, ancak “Atasözlerimizde Ulusal Değerlerimiz”, “Türklük Konusunda Atasözleri”, “Atasözlerimizde Sosyal Yaşantı ve Sosyal Değerler”, “Atasözlerimizde Din”, “Atasözlerimizde Tasavvuf İzleri”, “Sağlık ve Ölüm Konusunda Atasözleri”, “Ekonomi Üzerine Atasözleri”, “Atasözlerimizde Doğa (Tabiat) ve Evren (Kâinat)”, “Hayvanlarla İlgili Atasözleri”, “Atasözlerimizde At”, “Atasözlerimizde Tarım ve Hayvancılık”, “İklim ve Halk Takvimi Üzerine Atasözleri” gibi başlıklarda hep konuyu esas almıştır[15]. Türker Acaroğlu ise konuya bağlı kalarak şu tasnifi yapmıştır: “A) Meslek ve Sanat Düsturları: 1. Zaman, 2. Çiftçilik, 3. Bağcılık-Bahçecilik, 4. Çobanlık, 5. Avcılık, 6. Değirmencilik, 7. Kasaplık, 8. Nalbantlık, 9. Tabaklık (Debbağlık), 10. Tellallık (Tellaliye), 11. Ve Ötekiler. B) Günlük Yaşam Kuralları: 1. Kişisel Yaşam Kuralları, 2. Aile Yaşamı Kuralları, 3. Toplumsal Yaşam Kuralları C) Din ve Dünya İşleri: 1. Allah (Tanrı), Peygamber, Evliya, İmam, 2. Padişah (Sultan), Kadı (Hâkim), Bey (Efendi)”[16]. Şükrü Elçin de örnek verdiği bazı atasözlerini belirli konulara paylaştırmıştır: “I. İnsan ve Değerler: A. Yüceltilen Değerler: a) Dostluk, b) iyilik, c) Sabır, d) Sebat, azim, e) Bağışlama, f) Fedakârlık, g) Aşk, sevgi, h) temkin, ihtiyat, ı) Diğergâmlık, i) Hayata bağlılık; B. Yerilen Kusurlar: a) Cimrilik, b) Yalancılık, c) Suçu yüklenmeyiş, d) Tenkide tahammülsüzlük, e) İhtiyatsızlık, f) Öfke, g) Nankörlük; C. İnsan Karakteri ve Kişilik II. İnsan-Cemiyet: a) Sosyal işbirliği, dayanışma, b) Sosyal hiciv, c) Mevkie rağbet, d) Yöneticilik, e) Kanun fikri, f) Mülkiyet, g) Ekonomi, h) Eğitim, ı) İş ve zamanın değerlendirilmesi, j) Düşmana karşı uyanık olma; III. Bilgi ve Hakikat IV. Dünya Görüşü A) a) Kader fikri, b) Nasip, c) Tanrı B) Determinisme (sebep-netice minâsebetleri), C) Değerlendirmenin Değişmesi.”[17] Ayrıca makale seviyesinde olsa da bir tema üzerinde yoğunlaşmış atasözlerinin incelenmesine dayanan çalışmalar da yapılmıştır[18].
Atasözleri ile ilgili tasnif denemelerinde biri de yayılma alanıyla ilgili olmuştur. Ömer Asım Aksoy ile Şükrü Elçin’in tasnifleri bu konuda en derli toplu olanlardır: Ömer Asım Aksoy, atasözlerinin yayılma alanları itibariyle dörde ayırmıştır: “a) Yurdun her yerinde kullanılanlar; b) Sadece bir bölgede bulunanlar; c) Türkiye dışındaki Türk lehçelerinde yaşayanlar; ç) Eski zamanlarda kullanılmış iken bugün bırakılmış olanlar”[19]. Şükrü Elçin’in tasnifinde ise ilk ve son maddeler yer almamakta, ek olarak “tercüme atalar sözü” maddesi konulmaktadır. “a) Bütün Türk dünyasında kullanılanlar, b) Türkiye gibi bir bölgeye has olanlar, c) Tercüme atalar sözü”[20].
http://w3.balikesir.edu.tr/~aduymaz/atasozleri.htm
Töre ve Gelenekleri Dile Getiren Atasözleri
Töre olaylarını ve geleneklerimizi anlatan atasözleridir.
Kız evi naz evi.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olur.
Kız beşikte çeyiz sandıkta.
Su küçüğün sofra büyüğün.
http://www.kaynakbilgiler.com/atasozleri.html
Yorum tarafından okuz — 14/01/2009 @ 15:07 |