Türklerin Gizli Anayasası: Töre

Törelerimiz

1. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi.

(Türk Töresi’nin birinci kuralıdır. İlköğretim’de her gün tekrarlatılan Andımız’da yer alır. Ancak ne yazık ki uygulaması öğretilmez)

2. Aile kutsaldır.

3. Su kutsaldır.

4. Ekmek kutsaldır.

(Ekmek belden aşağı biçimde tutularak taşınmaz, yere düşen kırıntıları toplanır)

5. Şehitlik kutsaldır.

6. Soy önemlidir.

(Her Türk yedi göbek atasını bilmelidir)

7. Arkadaşlık önemlidir.

(Her yaş ve seviyeye göre arkadaşlık kurumları mevcuttur: Müsahiplik, Bacılık, Ahretlik, Yol Kardeşliği vb. adlarla ortaya çıkan kurumlar da gösteriyor ki Türk Milleti arkadaşlığa büyük önem vermektedir.)

8. Asalet Milletine hizmet etmekle ölçülür.

9. Kağan’ın mezarı gizli kalmalıdır.

10. İşi bozulanlara, afet geçirenlere yardım adet ( töre) dir.

11.  Büyüğe karşı gelmek yoktur.

12. Aldatmak yoktur.

13. Yalan söylemek yoktur.

14. Protokole riayet esastır.

Not: Ayrıntılı bilgi için ana sayfamıza ve sınıflanmış sayfalara bakabilirsiniz.

  SOSYOLOJİ = TOPLUM BİLİMİ

                 En küçük toplum evdir.Evde anne,baba,çocuklar bulunur.

                 Toplumun en küçük birimi olan (anne,baba, çocuklardan) oluşan evde bazen nine,dede,bekar amca,bekar hala bulunabilir.

                 Eskiden ortak kullanım alanı olan birkaç ev bir arada olur idi.Bunlara bark denir.Kardeş olan erkekler barkın içinde ev kurarlar.Barkın içinde nine dede, anne baba,evli kardeşler,çocuklar,yeğenler bulunur.

                 Sosyolojide ; evler için (çekirdek aile), barklar için (büyük aile) denmektedir.

                 Toplumun insanlarına birey(=fert) denir. 

                 Ev bark içinde olsun, dışarıda olsun, insanlar birbirleri ile ilgi kurarlar.  

                 İnsanlar arası ilgi : tavır,davranış,dil ile kurulur.İlgi kurmanın önceden belirlenmiş kuralları vardır.Toplumun bireyleri bu kurallara uyarlar.Uymayanlar, diğer bireylerin yaptırımı ile karşılaşabilir. (Günaydın ! demeyen ile konuşmamak gibi).

                 Toplumun kurallarına türe(töre) der isek, türeyi şöyle üleştirebiliriz :

             1- Görgü türesi,    

             2- Evlilik türesi,

             3- Geçim türesi.

               GÖRGÜ  KURALLARI   ( TÜRESİ )   

              En az iki insandan bir topluluk oluşur.İnsan topluluk içinde görgü kurallarına uyar.Her toplumun kendine özgü görgü kuralları vardır.Ancak géne de ayrıntıların dışında toplumların görgü kuralları birbirine benzer.

             TÜRK  GÖRGÜ  KURALLARI 

                      Günaydın !

           İki insan birbirleri ile karşılaştıklarında der.

          Uykudan uyanan uyanmışlara,küçük büyüğe, hareket eden durana, erkek kadına, ast üste, birey topluma Günaydın! der. (Uyanmış,büyük,duran,kadın,üst)  karşılık olarak Günaydın ! der.Ancak birey topluma Günaydın ! dediğinde karşılık topluma göre değişir.Toplum öğrenci,asker ise Sağol ! der.Diyelim ;taşıt içinde yolcu iseler içlerinden bir tanesinin Günaydın ! diye karşılık vermesi yeterlidir.Suskunluk da olabilir. 

          ( Günaydın )ın açılmış biçimi (Tanrının günü aydın olsun)dur.

          Gün yirmi dört saattir.O yüzden gece gündüz ; Günaydın ! denir.

          Günaydın : merhaba,selamünaleyküm,aleykümselam yerinedir.

                   Gözünaydın !                      

         Kutlama sözüdür.Sevinçli bir durum içinde söylenir.Gözünaydın ! diyene Sağol ! denir.

                    Sağol !

         Memnuniyet ve minnettarlık için söylenir.Teşekkür ederimin türkçesi Sağol ! dur. Karşılık da Sağol ! dur.

                   Kolaygelsin !

         Bir iş üzerine gidilmiş ise Kolay gelsin! Denir. Karşılık ; Sağol ! diye verilir.

                    Hoşgeldin !

         Kapıya gelen konuk önce Günaydın ! der.Kapıyı açan da Günaydın ! der.

         Kapıyı açan ; Geç içeri ! diyerek içeri alır.(veya durumum uygun değil,içeri alamayacağım! diyerek konuk kabul etmez).

         İçeri aldığı konuğa (tek tek veya hepsine birden) ; Hoşgeldin !  der.

                   Hoşbulduk !

          Hoşgeldin,diyene ; Hoşbulduk ! denir.

                   Nasılsın ? İyi misin ?

                 ( Neyapsın ? İyi misin ? ) 

         Konuk kabul eden, söze ilk önce başlar, hal hatır sormak için ; Neyapsın ? İyi misin? , der. (Neyap sözü,dilden ; nağap biçiminde çıkar). Konuk da,karşılık olarak : Sağol ! İyiyim. (veya ; Sağol ! iyi diyelim iyi olalım, ya da hiç iyi değilim, gibi) der.

                   Hoşcakal !

         Konuk ayrılır iken ; ev sahibine ; Hoşcakal !  veya Allahaısmarladık ! der.

                   Gülegüle !

         Kalan ayrılana (veya gidene) ; Gülegüle ! der. Kalan  o yatağın(=mekanın) sahibi ise gidene ;  Gene gel !  (veya Gene bekleriz ! ) der.

                   Gene bekleriz ! 

         Gelen konuğa, gider iken ; Gene bekleriz ! denir. 

                     Uğurlarolsun !

         Yolculara denir.Yolcu olan birine,bineceği arabaya kadar eşlik edenler ; (uğurlamaya gittim) der. Yolcuya gider iken ;  Gülegüle !     Uğurlar olsun !          Yolun açık olsun !  denir.  

                    Geçmişolsun !  

         Hasta görüşüne giden, hasta veya yakınına önce Günaydın ! der.

         Hasta veya yakını,görüşcüye ; Hoşgeldin! der.

(görüşçü, Hoşbulduk !  demez,zaten hoş bulmamıştır).

         Görüşçü ; Geçmişolsun ! der.

         Hasta veya yakını ; Sağol ! diye karşılık verir.

                    Başınsağolsun !

         Ölen için kalanlarına ;  Başınsağolsun ! denir. Kalanlar da karşılık olarak Sizsağolun ! der.

         Cenaze toplantısına giden ; Tünaydın ! der.

         Ölenin yakınları da  ; Tünaydın! ,der veya sessiz kalır.

         Cenaze toplantısına giden, tünaydın sözünden sonra ; Başınsağolsun !  der.

         Ölenin yakınları ; Sizsağolun !  der.

        (Tün : gece, akşam demektir.(Tünaydın)ın açılmış halı (Tanrının tünü(=gecesi) aydın olsun, demektir).

                 İyigeceler !   

         Uykuya yatanlara ; İyigeceler ! denir. Uykuya yatan ; Sağol ! der.

                  İyigünler !

                  İyisabahlar (iyitanlar) !

                  İyiakşamlar !

        (Günaydın,Hoşçakal) yerine günün zamanına göre ; İyigünler ! , İyisabahlar ! , İyiakşamlar ! denir.Karşılık olarak da ; İyigünler ! , İyitanlar ! , İyiakşamlar !  denir.

        Bu sözler iyi dilek bildirmek için de kullanılır : Günün iyi olsun,anlamında. 

 http://blog.haberturk.com/Hayriye_Doktor/yaziD.asp?yID=68755&kID=55

8 Yorum »

  1. http://ww2.alanyurt.com/seyh_bedreddin__yasayan_tarikati.htm
    ADRESİNDE SÖZÜ EDİLEN ERKÂNNAME BİR TÖRE KİTABI MIDIR? (BAKILACAK)

    Yorum tarafından okuz — 02/01/2009 @ 14:41 | Cevapla

  2. Türk Töresi

    Türk Töresi: “Türk hukuku”, “Türk nizamı” demektir. Türk Töresi’nde her Türk’ün toplum içindeki yeri, sırası ve vazifeleri belirli kaidelerle tesbit edilmiştir. Türk Milletinin teşkilatlanması, Türk devletlerinin ve orduların teşkilatlanması hep bu töre esaslarına göre olmuştur. Tarihte karşılaştığımız obüyük Türk Medeniyeti, Türk töresinden, Türk zekasından, Türk kabiliyetinden doğmuştur.

    Türk Töresi: Evvela Türk milletini sevmek ve Türk milletinin kuvvetine büyüklüğüne inanmak demektir. Türk Töresi yüksek vazife duygusu demektir. Türk Töresi, devlet hizmetinde, insanların münasebetlerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas alır. Türk Töresi, büyüğe saygı, küçüğe şefkat ve sevgi demektir. Türk milleti, ağırbaşlı, vakarlı, ciddi, çok konuşmayan, gerektiği zaman az ve öz konuşan soğukkanlı olan, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlaklı, azimli, sözüne ve vazifesine sadıktır.

    Avrupa’da fertler karşılıklı münasebetlerinde “ Türk sözü mü” derler. Onlar Türk sözüne güvenileceğini bilmektedirler. Büyüğünün emrinden çıkmamak, küçüğe karşı sevgi, şefkat göstermek, onu itaat altında bulundurmak, hakka riayet etmek Türk töresinin esas unsurlarıdır.

    Türkler bütün devletlerini bu töre ile kurmuşlar, töreyi bozunca da yıkılmışlardır. Eski Türklerde suç:”şerefli suç” “şerefsiz suç” diye ikiyeayrılırdı. Haneden mensuplarına ölüm cazası verilince kendi yayının kirişi ile boğulurdu. Osmanlılar devrinde bile bu böyle olmuştur. Namussuzluğun, iffetsizliğin cezası ölümdü. Oda okla şerefsizce öldürülürdü. Türklerebüyük kuvvet veren, onlara disiplini sağlayan bu töre esasları olmuştur.

    Arkadaşlar!… Kuvvet birlikten meydana gelir. Milletimizin uğradığı bütün felaketler, birlik içinde yaşayamadığımızdandır. Törelere riayet etmeyerek, birbirimizi sevmemizden, birbirimizi çekememezliğimizdendir. Memleket hizmeti, itaatsizliği, ihmalkarlığı, ciddiyetsizliği kabul etmez. Evvela kendimizi yoklayacagız. Bir Bozkurt, bir Ülkücü olarak ruhen, karakter itibariyle kendimizi yetiştirmemiz lazımdır. Bencillik ( egoizm) millet hizmetinde en büyük tehlikedir. Bencillikten Türk Milleti, Türklük çok zarar görmüştür. Hepimiz Türk Milleti olarak bu bencillik duygusunu atmalıyız: atmalısınız. Hepiniz biriniz, biriniz hepiniz için olmalısınız.

    Arkadaşlar!… Milletimizin kurtuluşu, fikirlerimizin tatbiki bizimiktidarda olmamıza bağlıdır. Onun için gençliği, halkı kendimize bağlamalıyız. Kendimizi onlara sevdirmeliyiz. Sadakat, veya şefkat ve yardım duygusu, sevgi ve saygı aranızda geliştirmeniz icab eden en yüksek duygulardır. Bu duygular olmazsa mükemmel bir insanlık olmaz. Birbirimizle kaynaşmak için, diğer gençleri, vatandaşları kazanmak için her şeyden evvel insanları hafife almamayı, onları hor görmemeyi, kim olursa olsun ona “ insan” gözüyle bakmayı öğrenmeliyiz.

    Bir Bozkurt, bir Ülkücü her hareketi, davranışı oturması, kalkması, konuşması ile Türk Milliyetçiliğinin, Dokuz Işık’ın propagandacısıdır. Kötü, yanlış hareketlerimizle insanları kendimizden nefret ettirmemeliyiz. Bir ülkücüye yaraşır şekilde hareket etmezsek hepimiz şahsımızda davamıza zarar vermiş oluruz. Türk Milleti, bize kötü hareketlerimizle “Şunlara bakın: şu milliyetçi geçinenlere bakın” demesin. Biz, güzel hareketlerde bulunarak, dedirtmeyelim.

    Arkadaşlar!… Sizleri tam bir Türk insanının örneği olarak görmek istiyorum. Ciddiyetinizi muhafaza etmeli ve cıvımamalısınız. Müslüman Türk geleneğinde, kadına saygı vardır. Türk cemiyetinde kadının yeri, erkeğinin yanıdır. Türk kadını toplumumuzun faal bir unsuru, saygıdeğer bir varlığıdır. Türk vakurudur. Kişi olarak, Bozkurt olarak bu olgunluğu elde etmezseniz, insanca vasıflarla varlığını süslemezseniz, memlekete beklenen faydayı veremezsiniz, parasız hasta muayene etmeyendoktorlardan, çimento, demir çalan mühendislerden olursunuz.

    Arkadaşlar!… Başkalarının işine karışmayın, sır saklayın, daima iyilik getirecek söz ve hareketlerde bulunun ve bunu adet edinin. Dinimiz dahi bazı ahvalde yalan söylemeyi serbest bırakmıştır. Doğruyu söylediğiniz zaman fitne fesat çıkacaksa, ortalık karışacaksa, yalan söyleyin demiştir. Gayet disiplinli olmalısınız. Disiplin: Türk töresine, ahlakına, kanunlarına, nizamlarına uymak, büyüğün küçüğün hakkına riayet etmek, hürmetkar olmaktır.

    Alparslan Türkes (Yeni Ufuklara Dogru)

    http://www.yalniz-kurt.com/modules.php?name=3%20Mayis&file=tore

    Yorum tarafından okuz — 05/01/2009 @ 13:14 | Cevapla

  3. (Yukarıdaki yazının özeti)

    Büyüklere saygi, itaat,
    Küçüklere sevgi, sevkat,
    Disiplin, büyügün, küçügün hakkina hürmettir.
    Türk Milletinin gücü Türk töresinden gelmistir.
    Türk Milletinin gücü Türk töresinde verilen söz önemlidir.
    Türk, rasgele vaadde bulunmaz.
    Rasgele söz vermez.
    Agirbaslidir.
    Civik degildir.
    Celik sinirlidir. Çelik gibi sinirleri vardir.
    Türk birkere söz verdimi, sözünden dönmez.
    Türk töresinin bir sartida yüksek vazife duygusudur.
    Vazifeyi her nepahasina olursa olsun yapmaktir.
    Diger bir sart, toplum ugruna her türlü fedakarligi yapmaktir.
    Millete hizmet yolunda sahsi menfaatlerden, sahsi zevkler feragattir.Vazgeçmektir.
    Kisiler kendilerini millet için feda ederler.
    Türk milletinin büyüklügü böyle tesekkül etmistir.
    Türkiye böyle yasayacak, böyle yükselecektir.
    O’nu sizler yükselteceksiniz.

    ALPARSLAN TÜRKES

    http://www.geocities.com/abdullahkatirci/turktoresi.htm

    Yorum tarafından okuz — 06/01/2009 @ 10:38 | Cevapla

  4. Bizim töremizde büyüğünLe yaşıtınmış gibi konuşamazsın.

    Yorum tarafından okuz — 06/01/2009 @ 15:22 | Cevapla

  5. BAHCELİ ÜLKÜ OCAKLARINI KAPATIYOR!
    Bahçeli’den Ülkü Ocakları’na neşter!
    01 Mayıs 2008 Perşembe 12:08

    MHP olası tahriklere karşı büyükşehirlerde önlem almaya başladı. Bahçeli’nin talimatıyla Ülkü Ocakları’nın büyükşehirlerdeki mahalle ve semt temsilcilikleri kapatılmaya başlandı.Antalya başta olmak üzere üniversitelerde yaşanan çatışmalar, Sakarya’daki linç girişimi ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına ilişkin gerginliğin doruk noktasına çıktığı bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli, yine herkesi şaşırtacak, ‘sağduyunun sesi olacak’ bir adım attı.

    ‘KAPATIN’ TALİMATI

    Bahçeli, Türkiye’de son dönemde yaşanan ‘provokatif’ ve ‘tahrik edici’ eylemlere karşı önlem alınması amacıyla Ülkü Ocakları’nın büyükşehirlerdeki mahalle ve semt temsilciliklerinin kapatılması talimatını verdi. Bahçeli’nin isteğini hemen hayata geçiren Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Harun Öztürk, büyükşehirlerdeki temsilciliklerine bir ‘genelge’ yollayarak, semt ve mahalle ocaklarının kapatılması talimatını verdi.

    KİLİT VURULUYOR

    Öztürk’ün talimatı doğrultusunda İstanbul’daki 52 ülkü ocağından 20 semt ve mahalle ülkü ocağının kapısına kilit vurulmaya başlandığı bildirildi. Kapatma işleminin ardından İstanbul’da Ülkü Ocakları’nın 32 taneyle sınırlandırılacağı öğrenildi. Ülkü Ocakları’ndaki yeni yapılanma çeçevesinde İzmir’de geçtiğimiz hafta içinde 5 tane semt ve mahalle ülkü ocaklarının kapısına kilit vurularak, kentteki ocak sayısı 7 ilçe teşkilatı ile sınırlandırıldı. Yine Ankara’da semt ve mahalle yapılanmasıyla birlikte 36′yı bulan ocak sayısının, her ilçede bir tane bulunacak şekilde aşağıya çekileceği kaydedildi. Üniversite olaylarıyla gündeme gelen Antalya’da da benzer bir uygulamaya gidileceği öğrenildi.

    BAYRAK DEĞİŞİMİ

    Ülkü Ocakları’ndaki yeniden yapılanma mahalle ocaklarının kapatılmasıyla sınırlı kalmayacak. Ülkü Ocakları’nda “dönemsel genel başkanlık” görevinin kökleşmesini sağlamak amacıyla, 2007 sonbaharından itibaren “Bayrak değişimi devam ediyor’ sloganıyla Ülkü Ocakları İl Başkanlıkları’na da yeni atamalar yapılıyor. En son Çankırı, Afyon, Van, Elazığ ve Sivas Ülkü Ocakları Başkanları değiştirildi. Bahçeli, ocak başkanlarının üniversite öğrencilerinden seçilmesini istiyor.

    SOKAKLARDA OLMAYACAĞIZ

    MHP lideri Devlet Bahçeli, Antalya’da yaşanan öğrenci kavgasının ardından 11 Nisan’da bir genelge yayınlayarak, “Tahrik ve tertipler ne derece büyük olursa olsun, Milliyetçiler, hiçbir zaman sokakta olmayacak” demişti.

    (BUGÜN)

    Yorum (halil):

    SY;BAHÇELİ KENDİNE GEL,Bu ocak ilim irfan ocağı iken ne oldu.Büyük ufku olan MHP nin parti lideri oldun her zaman seni desdekledim töremizde karşı gelmek yok diye. size soruyorum koskoca 11 yıl geçti.Kaç sefer ülkü ocakların sorunlarına eğildin. Yalnızlığa ittin bunları bilmediğimizi zannetme,Lider olarak Tek ve Tek sorumlusu sizsiniz.Tekrar diyorum kendine gel ülkü ocaklarının sorunlarına eğil.Bir TÜRK lideri olarak. Bütün ülkücü camiyanın önünde saygı ile eğiliyorum. ALLAH yardımcımız olsun.

    http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=338359

    Yorum tarafından okuz — 07/01/2009 @ 15:44 | Cevapla

  6. Samsun ve Sinop Gezisi

    Şişli’nin CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP lideri Deniz Baykal’ı, “Denizlerde tehlike var, herkes karaya yaklaşsın” diyerek eleştirdi. Sinop’un Dikmen İlçesi’ndeki yağlı güreşlere katılmak üzere havayoluyla Samsun’a gelen Sarıgül, burada gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. CHP’lilerin hayalinin bütün ulusun hayali olduğunu dile getiren Sarıgül, “Ben istiyorum ki, büyük bir aile olan sosyal demokratlar darmadağın, paramparça olmasın. Toparlamak lazım. Partimiz uzun yıllardan beri tek başına ikidar değil, ben ve arkadaşlarım üzerimize düşeni yapmakla mükellefiz” dedi. CHP’yi iktidara taşımayan hiçbir hareketin asla başarılı bir hareket olamayacağını, baba ocağı CHP’nin artık iktidara gelmesi gerektiğini, onun için bütün arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’yi karış karış dolaştığını, Antalya, Sivas, Tunceli’yi 15 gün içinde gezdiğini, dün Erzincan’da olduğunu ve Anadolu’yu sıkıntıda gördüğünü kaydeden Sarıgül, “Problemler var. Bunların çözümü bir büyük sosyal demokrat buluşmanın iktidara taşınmasıyla mümkün. Samsun’dan, ulusumuza çağrıda bulunuyorum; Denizlerde tehlike var. Herkes karaya yaklaşsın. Karada sağlam bir şekilde limanımızı kuralım ve CHP’yi iktidara taşıyalım” diye konuştu. Samsun’dan Sinop’un Dikmen İlçesi’ne yağlı güreşlere katılmaya giden Sarıgül, yiğitlerin er meydanından kaçmayacağını da dile getirdi. Sarıgül, yaptığı mücadelenin kişisel değil, ulusal birliğin ve çağdaş demokrasinin iktidara gelme mücadelesi olduğuna değinerek, “CHP ile halkımız, örflerimiz arasında bağ kurmaya çalışıyoruz. CHP’de, büyüklere saygı, küçüklere sevgide önemli uçurumlar var. CHP’yi halkla barıştırmaya, sosyal demokrat sevgiyi aşılamaya çalışıyoruz. Bunun için gerekirse kapı kapı dolaşacağım. CHP’nin şahlanması lazım. CHP’nin önündeki engel bugün parti yönetimini elinde bulunduranlardır. Uzun yıllardan beri parti yönetimindeler, başarıları yok. Bunun lami cimi yok. Başarılı olan kalacak, başarısız olan gidecek. Hakk’ın teceellisi halkımızın sevgisi benden yanaysa benim devam etmem lazım. Bir başka arkadaşımıza aynı enerji geliyorsa gücümüzü ona veririz. Kimse bireysel kaprisleri uğruna sosyal demokratların ve çağdaş Türkiye’nin önünü tıkamaya hakkı yok. Biz gücümüzü koltuktan değil, önce Allah’tan sonra kişiliğimizden alırız” şeklinde konuştu. CHP’nin 13. maddeyle gerçek CHP’lileri parti dışında bıraktığını, yeni kayıtlarla bugünkü hale geldiğini de ileri süren Sarıgül, Baykal’ın performansının düşük olmasına da üzüldüğüne dikkat çekti. Bir gazetenin yaptığı araştırmada Deniz Baykal’ın 5. sırada olmasının esef verici olduğuna işaret eden Sarıgül, “Liderlerin performans değerlendirmesi dikkatimi çekti. Deniz Baykal 5. olmuş. Bu beni paramparça ediyor. 1. olmalıydı, üzülüyorum. Ulusumla üzüntümü paylaşmak istiyorum. CHP ana muhalefette olmasına rağmen ana muhalefetten bile düşmüş. CHP’yi demokratik ve iktidar yapana kadar bana durmak yok. Allah hepimizin yardımcısı olsun” değerlendirmesini yaptı.
    http://www.mustafasarigul.com/common/t1.asp?PageName=gezilerAyr&L=1&ID=6

    Yorum tarafından okuz — 09/01/2009 @ 13:53 | Cevapla

  7. GÖRGÜ KURALLARI VE TOPLUM
    İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük ve önemli özellik, aklı olması ve aklıyla hareket edebilmesidir. Aklın gereği hareket etmek insanı diğer yaratılmışlardan ayıran en önemli özelliktir. Akıl; insanı birey yapar. Birey olmak da, hayatını devam ettirme yeti ve yeteneğini doğurur. Yani insan kendi kendine yetebilen bir varlıktır. Çoğu fiziksel ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilir.
    Böyle olmasına rağmen insan Hz. Adem (a.s.) den beri birlikte yaşama arzusu içindedir. Bu da insanın birey olmasının yanında sosyal bir varlık olması sonucunu doğurur. Evet insan hem birey hem de sosyaldir. İşte bu sosyallik insanları, dünyaya gelişlerinden beri bir arada, birlik içinde yaşana azim ve kararlarını ortaya çıkarmıştır. Küçük aileler toplumları, milletleri ve sonuç olarak da insanlığı oluşturmaktadır. Bu oluşum bu birliktelik her zaman aynı güzellikte ve mükemmellikte olmamış ya da devam etmemiştir. Toplumu oluşturan fertlerin çıkarlarının çakıştığı noktalar olmuş neticede de mücadele ortaya çıkmıştır. Bütün bu mücadelelerin sonunda da o toplumda ortak kabuller olmuştur. Bu ortak kabuller de “töre”, “görgü kuralları”, “ahlak” adlarıyla adlandırılmıştır. Bu ortak kabuller her ne adla anılırsa anılsın sonuçta ortak kabuldür. Yazılı değildirler, yasal sonuçları yoktur. Ama herkes bu kurallara uymakla sorumludur. Bunlara uyulmaz ise toplum bunları bir şekilde cezalandırır.
    Obalardan oluşan, göçebe Türk toplumunda da İslâmiyet ten önce ve sonra töre her zaman önemlidir. İslâmiyet’in kabulüyle yeni bir çehreye bürünen töre ya da görgü kurallarımızın temeli, insana ve büyüğe saygı, küçüğe sevgidir. Atalarımız, insan ilişkilerini düzenleyen çok ciddi görgü kuralları geliştirmişler ve bunlara titizlikle uymuşlardır.
    Türk ailesinde reis babadır. Anne, çocuk yetiştirmekten başlayan ve en geniş anlamıyla evin iç işlerini düzenleyen kişidir ve ailenin en saygın kişisidir. Çocuklar anne-babaya bağlı, sadık ve saygılıdırlar. Büyüklerini severler ve sayarlar; küçüklerini de şefkatle bağırlarına basarlar. Büyüklerince verilen görevleri tereddütsüzce yerine getirirler. Anne-babanın bulunduğu yere izinsiz girmezler ve bu ortamdan izin almadan ayrılmazlar.
    Birine ziyarete gidilecekse mutlak önceden izin alınır ve söylenen saatte gidilir. Konuk olunan ailenin halet-i ruhiyesiyle hallenilir. Ev sahibinin gösterdiği yere oturulur. İkramlar severek kabul edilir. Gereği olmayan bakışlar atılmaz, hele ev sahiplerini utandıracak konuşma ve davranışlara kesinlikle kalkışılmaz.
    Atalarımız böyle görgü kuralları sistematiği geliştirmişler ve bunlara titizlikle uymuşlardır. Fakat, bunu günümüzde bu kadar rahat söyleyemeyeceğim. “Felaket tellallığı” yapmak istemiyorum; ama benim gördüğüm bu. Az önce Türk töresinin büyüğe saygı küçüğe sevgi temeli üzerine kurulmuş olduğunu söylemiştim. Fakat şimdi çocuklarımız, gençlerimiz ne büyüğüne saygı gösteriyor ne de küçüğe sevgi. Üzülerek söylüyorum ki durum böyle ve daha kötüye gidiyor. Meselâ, geçenlerde eşimle Çan’dan geliyoruz, araba dolu. Köprü çıkışında bir bayan el kaldırdı, haliyle araba durdu, bayan bindi. Yer olmadığı için ayakta yolculuk yapmak durumundaydı. Benim hemen önümde de bir kız öğrencim ve ayanında annesi oturuyor. Kız öğrencim yermek için niyetlendi bir hamle yapmak istedi. O da ne hareket edemiyor. Öğrencimin annesi eteğiyle kazağına yapışmış kızın, bırakmıyor. Kız kalkacak ama nafile. Ya etek yırtılacak, ya da oturacak yerine. Eeee.. ne yapsın oturuyor. Çaktırmadan annesine bakıyor. Annesi kısık bir sesle:
    -Otur yerine o da para veriyor sen de…
    Biz eğitimciler her zaman, her fırsatta büyüklere saygının öneminden, yardımın öneminden, bahsederiz. Konuyla ilgili masallar, hikâyeler, kıssalar okuruz sınıflarda. Konuyla ilgili şiirler, kompozisyonlar yazdırırız öğrencilere. Bundan sonra da çevreden yardım bekleriz yapılan eğitimin pekiştirilmesi ve kalıcı olması için. Öğretmenleri yere tükürmenin, yere çöp atmanın iyi bir davranış olmadığını, bunların ayıplanacak, hatta kınanacak davranışlar olduğunu sıklıkla anlatılıyorlar. Fakat o ne.! Zil çalıyor, bahçe kapısından çıkıyor, daha ilk adımlarında, bir yetişkin yere tükürüyor, hem de boğazını kazıyarak. Ya da sokakta elindeki sigarayı yere atıyor. İşte biz öğretmenlerin anlattıkları -amiyane tabirle- “güme gidiyor”. Öğretmen hep ideal olanı söyler, ideal olanı yapar. Ama normal hayatta durum böyle değildir. Çocukta bu fikir yerleşiyor. Bundan sonrada öğretmenin anlattıklarını masal dinler gibi dinliyor. Öğretmen doğru davranışı sorduğu zaman doğru cevabı veriyor. Ama davranışa gelince durum çok farklı
    Eğer görgü kurallarını çocuklarımıza öğreteceksek, önce bizler uygulayacağız. Bunun içinde yetişkinlere, anne-babalara görgü kurallarının gereğini ve önemini yeniden öğreteceğiz. Onlara büyüklerine saygılı, küçüklerine sevgili davranmaları gerektiğini yeniden, bir daha anlatacağız. Bıkmadan, usanmadan anlatacağız. Ya da bizi biz yapan değerleri unutacağız. 04.03.2007
    Saygılarımla
    Göksel KURT
    Türkçe Öğretmeni
    http://www.terzialan.com/edebiyat/kural.html

    Yorum tarafından okuz — 14/01/2009 @ 13:31 | Cevapla


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 967 other followers